Türkiye'de elektrikli araba kullanmak çok zor!




Geçtiğimiz günlerde Hürriyet'te takip ettiğim bir yazar olan Emre Özpeynirci'nin bir yazısı yayınlandı. Tam tarih olarak, 7 Ocak 2019'da yayınlanan, ''Elektirikli otolar poşete giriyor'' başlıklı yazıda ortalığı birbirine katan, marketlerde eşekler, el arabaları gördüğümüz plastik poşetlerin 25 kuruş olması kararının yayınlandığı ''Çevre Kanunu''nun gözden kaçırdığımız bir maddesine değindi.




Bahsedilen madde 2018'de Elon Musk ile git gide ısınmaya başladığımız elektrikli araçlar ile ilgiliydi. Dünya'da küresel ısınma, petrole dayalı ekonomi gibi sorunlar ile önümüzdeki 10 yıllarda başımızı ağrıtacak fosil yakıtlardan kaçış başlamışken bu gözden kaçan madde beni fazlasıyla düşündürdü. Elektrikli araçlarda yüzde 0 olan MTV(Motorlu Taşıtlar Vergisi) yüzde 25'e bir anda çıkarıldı. Bundan da asıl ilginci ise yine aynı kanun çerçevesinde araç bataryalarından (kurşun içerenler hariç, lityum içerenler)kilo başına 15 TL ek ücret alınması kararıydı.


Henüz uygulanmaya başlamasa da bu karar Dünya'da yenilenebilir enerji kullanılmasının teşvik üstüne teşvik edildiği günlerde bizim için büyük bir engel... Elon Musk'ın kahraman ilan edildiği bir senenin sonunda çevre adı konulmuş bir kanunda belki de en çevreci teknolojilerden biri olan bu araçlara bu tarz ek ücretler konulması beni şaşırttı.


Şunu belirtmek isterim kilo başına 15 TL ek ücret alınan araçların bataryaları 300-600 kilo arasında. Ticari araçlarda 600-1500 kilo arasında. Çarpı 15 ise müthiş bir ek ücret anlamına geliyor ben sözelci sayılırım matematiğini varın siz yapın.








Durun ya size Emre Özpeynirci'nin yazısında gördüğüm rakamlardan bahsedeyim, matematik yapmayayım. 100 bin liraya alınan bir elektrikli araç yüzde 60 ÖTV( Özel Tüketim Vergisi) yüzde 18 KDV(Katma Değer Vergisi), yüzde 25 MTV ve ek ücretlere maruz kalıyor ortalama 192 bin TL'ye geliyor. Hibrit araçlarda ise pil ağırlıkları 44 kilodan 150 kiloya kadar çıkıyor.





Tüm Dünya dizel ve benzinli araçlarda sınırlandırmaya gider, elektrikli araçlara geçmeye hazırlanırken, bilim insanları karbon salınımının geri dönülmez sınırı geçmeden kontrol altına almak için bize son 30 yıl diye bağırırken(Trump bunu kabul etmese de, ''Banane yok dese de var'' Trump gibi olmayın. Sorunları görün) Biz Türkiye'nin çevre kanunu hazırlayan uzmanlarının, ilgili makamların vs... böyle bir karar alması ve  böyle bir hamle yapması ne kadar geleceğe dönük, bilimsel, teknolojiyi ve trendleri takip edemediğimizi gösteriyor.

Geleceği düşünün gelecek çok farklı, çok acımasız ve iyi olanın hayatta kalacağı bir yer olacak...




Kaynak: Emre Özpeynirci-Hürriyet-7 Ocak 2019 tarihli yazısı.

Adı geçen çevre kanunu: 9/8/1983 tarihli 2872 sayılı Çevre Kanunu'un 3 maddesi birinci fıkrası H Bendi



Yorumlar

Popüler Yayınlar