Bitmeyen seçimler, kara delik ve yurtdışında bizimkiler
Sevgili ülkemiz 31 Mart 2019'da tarihinde seçime gitti. Sıkıcı rutin başlayan bir seçim iken akşam 11'den sonra inanılmaz heyecanla izledik. Uzun zamandır hiç büyük kayıplar vermeyen AKP bu seçimde, bugünde Ekrem İmamoğlu'nun 17 gün sonunda (AKP halen iptalini istese de)mazbatasını alması ile 3 büyük şehirden ikisine uzun yıllar sahipken artık kaybetmiş oldu. Biz 17 gün boyunca başkanın kim olacağı, kim olmayacağını konuştuk tüm ülke olarak. Ondan önce de bilim konuştuğumuz yoktu zaten. Aylardır konuşulan konular; ''Beka'', ''Ekonomi'', ''Kriz'', ''Tanzim satış'', ''Patates'', ''Aday''
Siyasete bir kenara bırakıp baktığımızda; kara delik, Katie Bouman, Fenerbahçe-Galatasaray derbisi, Notre Dame Katedrali yangını, Fransız bürokratla Dışişleri Bakanımızın girdiği laf dalaşı, (ki bence şahane taşı gediğine oturtuyor Dışişleri Bakanımız) ABD ile F35 krizinde yeni bir soluk, Müjdat Gezen'in beraati, Game Of Thrones'un son sezonun başlaması, Brad Pitt ve Angelina Jolie'nin boşanması gibi bir dolu gündem konuşuldu, bitti ve geçti. Seçim, mazbata ve kim başkan? konuları kaldı.
Peki güzel ülkemiz siyaset ile kavrulurken dünyayı sallayan, ve tarih kitaplarına geçecek kara delik olayı hakkında ne kadar bilgi sahibi olabildik. Siyaset tüm ülke gündemimiz olmuşken bilime ne kadar vakit, ilgi ayırabiliyoruz? Ne kadar takip ediyoruz? Nanoteknoloji, yapay zeka, uzay bilimleri gibi konulara halk ne kadar kulak dolgunluğuna sahip? Yurtdışında şahane buluşlar, keşifler yapan ekiplerde yer alan ya da bireysel olarak çalışan takdir toplayan Türklerden haberimiz var mı? Siyasi gündem dışında kalan bu müthiş insanlardan size 3 güzel örnek:
METE ATATÜRE
Babası siyasetçi annesi ressam olan Atatüre, ilkokulu babasının işi dolayısıyla 4 farklı okulda okumuş. Ortaokula geçtiği sırada ailesiyle ABD’ye taşınan Atatüre’nin dolayısıyla bu yeni ortama alışması da biraz zaman almış. Aslında notları fena değilmiş ama özellikle fizik dersine pek ısınamıyormuş. Fizik hocası Atatüre’ye teklifte bulunmuş: Ona bir fizik kitabı verecek ve sınava bu kitaptaki konulardan girecek. Ödül olarak da eğer bu sınavı verirse bir sene boyunca ne fizik derslerine ne de sınavlarına girmeyecekti.
Hocasının bu teklifini kabul eden Mete, kitaba çalışmaya başlamış. Fakat kitapta yalnızca fizik problemlerinin olmadığını, 2. Dünya Savaşı’ndaki ilk nükleer silahların üretildiği Manhattan projesi ve bu projenin başkanı olan Julia Robert Oppenheimer’ın hayat hikayesi de bulunuyordu. Kitabı okudukça bakış açısı değişen Mete, sınavı geçememiş olsa da kendisini çok farklı gelişmelerin içerisinde bulmuş.Lise eğitimi için tekrar Türkiye’ye dönen Mete, hocasının teklifi sonrası hiçte sevmediği fizik dersini çok sevmiş ve fizikçi olmaya karar vermiş.
Bilkent Üniversitesi Fizik Bölümü'ne giriş yapan Mete, sonrasında ise kuantuma merak salmış. Üniversiteyi yüksek dereceyle bitiren Mete, sonrasında ise tekrar ABD’ye dönüş yapmış ve 2007’den beri Atomsal, Mezoskopik ve Optik Fizik Grubu başkanı olduğu Cambridge Üniversitesi’ne giriş yapmış. Mete, doçent unvanını bu üniversitede almış ve yıllardır yaptığı kuantum çalışmaları sonrası ölçülmesi imkansız olan ‘ışık seviyesinin gürültü ölçümü’nü gerçekleştirmiş.
Mete Atatüre’nin bu başarısı, dünyanın saygın bilim dergilerinde duyuruldu. ‘Işığı sıkıştırma’ yöntemiyle ölçümü uygulayan Mete, bunu yaptığı sırada atomdan 100 kat daha güçlü süper bir atom elde etti. Bu sayede yıllardır gerçekleşebilirliği mümkün görülmeyen bir iddia da ortadan kalkmış oldu.(Kaynak:Ceostudent.com)
PROF. DR. SİNEM EZGİ GÜLMEZ
Tıp doktoru, tıbbi ve klinik farmakolog, farmakoepidemiyolog
İlkokul, ortaokul, lise, üniversite ve tıpta uzmanlık eğitimlerini Türkiye’de tamamladı.
2005-2007 yılları arasında Odense’de Güney Danimarka Üniversitesi, Klinik Farmakoloji Anabilim Dalı’nda, farmakoepidemiyoloji alanında araştırmalarına başladı.
Nisan 2007 tarihinde, Anabilim Dalı Başkanı Prof Nicholas Moore’un davetlisi olarak, Bordeaux’ya geldi ve Ağustos 2017 tarihine kadar Bordeaux Üniversitesi, Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı, Farmakoepidemiyoloji Araştırma Platformu'nda araştırmalarına devam etti; Avrupa düzeyinde “Kıdemli Mediko-Bilimsel Koordinatör” olarak projeler yürüttü, eğitim faaliyetlerinde bulundu.
Türkiye’deki Üniversiteler ve TC Sağlık Bakanlığı ile de bilimsel araştırma projeleri yürüttü.
2010 yılında, Türkiye’de, “Farmakoloji Bilim Alanında Üniversite Doçentliği”ni aldı.
2013 yılında da, Fransa’daki en yüksek seviyeli akademik diploma olan, “Üniversite Öğretim Üyeliği için Liyakat (Habilitation à Diriger des Recherches, HDR” aldı.
Bilimsel araştırma heyecanı ve merakı hep canlı olan Prof Gülmez, 2017 yılında, Eu2P Programı aracılığı ile farmakoepidemiyoloji alanında PhD'sini başarıyla tamamladı.
Profesyonel ve akıcı düzeyde İngilizce ve Fransızca ile temel düzeyde Danca bilen Prof Gülmez’in, 40’dan fazla uluslararası ve ulusal yayını bulunmakta, ulusal ve uluslararası tıp dergilerinde hakemlik ve Editöryal Yayın Kurulunda görev almakta, ulusal ve uluslararası dernek ve kuruluşlarda Türkiye temsilciliği görevinde bulunmaktadır.(sinemezgigulmez.com)
DR.GÖZDE DURMUŞ
Kanserin erken teşhisi için ucuz, hızlı ve cep telefonuyla uyumlu bir test geliştiren ve 2015 yılında MIT Technology Review Dergisi'nin her sene seçtiği '35 Yaş Altı Yenilikçiler Listesi'ne tıpta ve biyolojide çığır açan liderlerden biri olarak seçilen Stanford Üniversitesi'nden Dr. Gözde Durmuş, İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü'nün düzenlediği seminerde öğrencilere deneyimlerini aktardı.
'İlham Veren Buluşmalar' etkinliklerinde, akademisyen, bilim adamları, iş dünyasından tanınmış isimler ve uluslararası alanda başarılar kazanan kişilerin öğrencilerle biraraya geleceğini anlattı. Türkiye'nin özellikle bilimsel konularda çalışan çok yetenekli ve azimli bir insan potansiyeli olduğuna dikkat çeken Yahşi, "Her geçen gün teknolojinin hızla geliştiğine ve yeni buluşların yapıldığına tanık oluyoruz.
İzmir Buca Anadolu Lisesi'nden mezun olduktan sonra öğrenimine Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nde devam ettiğini ve ardından Amerika'ya gittiğini anlatan Dr. Gözde Durmuş, ise ilkokul 3'üncü sınıfta enfeksiyon hastalığına yakalandığını belirtti. Antibiyotik direncinden etkilenen bir çocuk olduğunu ve 3 sene hastanede tedavisine devam ettiğini ifade eden Dr. Durmuş, bu süreçte biyolojiye ilgi duymaya başladığını söyledi. Öğrencilere hayallerinin peşinden gitmesini öneren Durmuş, "Türkiye'de kısıtlı imkanlar olduğu için, üniversitede Genetik Bölümü'nü seçmemem için telkinler yapıldı. Ama ben hayallerimin peşinden gittim. Bana yol gösteren öğretmenlerim vardı. Sizin de akıl hocalarınız olsun. Onların sizi yönlendirmelerine izin verin" diye konuştu.
Kurbağaları uçurma deneyinden etkilenerek bir araştırma yapmaya başladığını dile getiren Dr. Durmuş, şunları söyledi:
"Üniversite ikinci sınıftayken labarotuvarda çalışmaya başladım. Milyarlarca kan hücresinden, kanser hücrelerini ayıklamak aslında puzzle yapmak gibiydi. Bu bulmacayı çözmeye çalıştım. Hücreleri uçurarak bazı veriler elde ettim. Bunu bir cihaz yardımıyla yaptım. Bu hücreleri yer çekimine karşı uçurduğumuzda fark ettik ki; kanser hücreleri diğerlerine göre çok hafif. Bu test parmak ucundan azıcık kan alınarak yapılabilir. 2014 yılında bu proje üzerinde çalışmaya başladım. Kimse kan örneği vermek istemedi. Başarılı olacağıma inanmadılar. Benim birlikte çalıştığım doktorları ikna etmek iki yılımı aldı. Bu testi laboratuvar ortamında uyguluyoruz. Ama hastalara uygulanmadan önce bazı onayların alınması gerekiyor. Benim hayallerimden biri onay alındıktan sonra bu testi Türkiye'ye getirmek ve hastalara uygulamak." (Kaynak: Medimagazin.com)
Eğer üşenmeyip bu şahane insanların hepsini okuduysanız eminim gururlanmışsınızdır. Gururlanmıyorsanız kapı sağ üstte çarpı işareti.
Peki siyasete balıklama daldığımız bu günlerde Barış Özcan abimiz olmasa adam anlık Türkçe bilgi alamayacağımız, tarih kitaplarına geçecek olay olan kara delik fotoğrafını anlatayım:
Kara deliğin fotoğrafı nasıl çekilebildi?
Gezegenimizden 53 milyon ışık yılı, 520,000,000,000,000,000,000 kilometre uzaktaki Başak (Virgo) takım yıldızındaki M87 Galaksi’sinin merkezindeki süper kütleli kara deliğin fotoğrafını çekmek için dünyanın farklı bölgelerinde yer alan 8 teleskop kullanıldı.
Yaklaşık 200 kişiden oluşan bir bilim ekibi, bu 8 teleskobu M87 galaksisi yönüne çevirip 10 gün boyunca kara deliği saptayabilmek umudu ile merkezini gözledi.
10 günün sonunda elde edilen veriler o denli büyüktü ki bunu internet üzerinden göndermek neredeyse imkansıza yakındı. Bu nedenle 8 teleskobun elde ettiği veriler yüzlerce sabit sürücüde depolanıp Boston ve Bonn’daki işlem merkezlerine aktarıldı ve ortaya bu ikonik kare çıktı.
Sadece 8 radyo teleskobunu kullanarak İstanbul’da bir kafede otururken Pekin’e baksaydınız Çin’in başkentinde elinde akıllı telefonu ile bir şeyler okuyan sıradan birinin ekranındaki harfleri tek tek seçebilirdiniz.
EHT tarafından söz konusu karenin çekilmesi Albert Einstein’ın yirminci yüzyılın başında Genel Görelilik Kuramı (İzafiyet teorisi) bağlamında var olduğunu öne sürdüğü kara delikler konusunda yapılan ilk doğrudan gözlem.
Başka bir deyişle geçtiğimiz yüzyılda Einstein tarafından gözlem olmaksızın yapılan hesaplamalarla olması gerektiği ortaya konulan kara deliklerin varlığı kesin olarak kanıtlanmış oldu.
Artık teorinin doğruluğu konusunda ilk büyük kanıta sahip olan bilim dünyası teleskoplar ile elde edilen verilerin de yardımı ile kara delikler hakkında kafalardaki soruların yanıtını verecek yeni çalışmalara imza atabilecekler.
Albert Einstein konunun neresinde?
103 yıl önce Albert Einstein tarafından yayımlanan kütle çekimi geometrik kuramı ilk defa bilim dünyası tarafından gözlemlenebildi ve Einstein’ın kuramı tek bir fotoğraf ile teori olmaktan bir adım daha ileriye gitmiş oldu ve ilk büyük testini geçti.
Eğer elde edilen görüntü Einstein’ın teorisine uymasaydı ve gölge küresel olmasaydı, bu Einstein’ın teorisinin doğru olmadığı anlamına gelirdi.
Einstein’ın teorisi daha önce bir kara deliği fotoğraflama ile kıyaslandığında mikro sayılacak düzeyde test edilmiş ve başarıya ulaşmıştı.
Event Horizon Teleskobu ise İzafiyet Teorisi’nin bugüne kadar tabi tutulduğu en büyük sınavdı ve 103 yıl önce kaleme alınan teori hala uzayı anlayabilmek için en iyi referans kaynaklarından birisi olduğunu kanıtlamış oldu.
Ekipteki en genç isim Katie Bouman kimdir?
M87 Galaksisi’nin merkezinde yer alan süper kütleli kara deliğin fotoğrafının elde edilmesini sağlayan algoritmanın arkasında 29 yaşındaki Katie Bouman var.
Katie Bouman, ABD’de Indiana West Lafayette’de büyüdü.
2007 yılında West Lafayette Junior-Senior Lisesinden mezun oldu. Bir lise öğrencisiyken Purdue Üniversitesi profesörleriyle birlikte görüntüleme araştırması yaptı. İlk olarak 2007’de okuldaki Event Horizon Teleskobu’nu öğrendi.
Michigan Üniversitesinde elektrik mühendisliği okuyan Bouman, 2011 yılında mezun oldu. Doktora çalışmalarını tamamladığı Massachusetts Teknoloji Enstitüsünde (Massachusetts Institute of Technology) elektrik mühendisliği dalında yüksek lisans derecesi aldı.
Söz konusu algoritmayı da bu enstitüde (MIT) yüksek lisans öğrencisi iken hazırlamaya başladı. (Kaynak: NTV)











Yorumlar
Yorum Gönder