İstanbul ve biz
Şu an ada vapurundayım. Saat akşam 7. Güneş son sıcaklığını umarsızca yaymış. Tam gözümün önünde bizim bilindik İstanbul silüeti.
Vapurun kenarlarına ayaklarımı uzatmış, uğruna canlar verilen, şarkılar, şiirler yazılan bu 7 tepeli, iki yakalı tarihe bakıyorum... Son birkaç yıldır ''Seküler Göç'' kavramı herkesin dilinde. E haklılar belki de kendi açılarından. Huzur ile karamsarlık arası gidip geliyoruz çoğumuz.
Fakat bu vapurda şu an; siyaset, ekonomi, doların uçması, sosyal durum hiç biri aklıma gelmiyor. Sadece İstanbul'un zedelenen ama bozulmayan güzelliğine bakıyorum. Bana göre bu şehir artık orta yaşlarına gelmiş, sahnede herkesi hala büyülese de makyajını ayna karşısında çıkarırken ne kadar yorgunluk çizgileri belli olan, çok bitkin ama çok güzel bir kadın gibi.
İstanbul, ülkemiz çok güzel ama bizde iş yok!
Kitaplarda okuduğunuz uğruna yazılan şiirlere "Ulan vay anasını" dediğiniz ya da eskilerden duyup özendiğiniz; Beyoğlu, Tophane, Üsküdar ve Beşiktaş'ı hak ettiğinizi düşünüyor musunuz?
Koşusturmacanın, hayat mücadelesinin, metrobüs çilesinin içinde Londra, Paris, Roma ya da New York'a özenirken tam ortasında debelendiğimiz kadim güzelliğin farkına varıyor muyuz?
Cevap hayır dimi?
Bana sakın, "İstanbul mu kaldı be oğlum?" demeyin. Size bu yazıyı onun tam kalbinden, boğazından yazıyorum.
İstanbul hala çok güzel, kalmayan biziz!
Vapurun kenarlarına ayaklarımı uzatmış, uğruna canlar verilen, şarkılar, şiirler yazılan bu 7 tepeli, iki yakalı tarihe bakıyorum... Son birkaç yıldır ''Seküler Göç'' kavramı herkesin dilinde. E haklılar belki de kendi açılarından. Huzur ile karamsarlık arası gidip geliyoruz çoğumuz.
Fakat bu vapurda şu an; siyaset, ekonomi, doların uçması, sosyal durum hiç biri aklıma gelmiyor. Sadece İstanbul'un zedelenen ama bozulmayan güzelliğine bakıyorum. Bana göre bu şehir artık orta yaşlarına gelmiş, sahnede herkesi hala büyülese de makyajını ayna karşısında çıkarırken ne kadar yorgunluk çizgileri belli olan, çok bitkin ama çok güzel bir kadın gibi.
İstanbul, ülkemiz çok güzel ama bizde iş yok!
Kitaplarda okuduğunuz uğruna yazılan şiirlere "Ulan vay anasını" dediğiniz ya da eskilerden duyup özendiğiniz; Beyoğlu, Tophane, Üsküdar ve Beşiktaş'ı hak ettiğinizi düşünüyor musunuz?
Koşusturmacanın, hayat mücadelesinin, metrobüs çilesinin içinde Londra, Paris, Roma ya da New York'a özenirken tam ortasında debelendiğimiz kadim güzelliğin farkına varıyor muyuz?
Cevap hayır dimi?
Bana sakın, "İstanbul mu kaldı be oğlum?" demeyin. Size bu yazıyı onun tam kalbinden, boğazından yazıyorum.
İstanbul hala çok güzel, kalmayan biziz!



Yorumlar
Yorum Gönder